400 Yıllık Bir Çiftlik Evi… – Kastamonu

balaban_hayalimbiciftlik

Türkiye’nin ne yazıkki her noktasında “doğa ile yapılaşma” birbiri ile uyum içinde gerçekleşmiyor. Aslında tuğla ve alüminyumu yapı malzemesi olarak doğaya taşımak, kelimenin tam anlamıyla doğallığı ortadan kaldırmak demek.

Ancak kötü örneklerin çoğunlukta olduğu Türkiye’de umut veren örnekler de bulunuyor. Geleneğin samimiyetine sahip çıkanlar, sadece yaşadıkları doğayı değil yaşadığımız ülkeyi de güzelleştiriyor.

Ne mutlu ki Kastamonu’nun Daday ilçesinde, geleneğe sahip çıkan böyle çok aile yaşıyor. O tarihi çiftlik evlerinden birinin ismi de Balabanağa Çiftliği.

Bu geleneksel Kastamonu evi, ailenin en yeni fertlerinin çabası ile yeniden Oğuzbalaban ailesinin hayatının merkezine yerleşti. Biz de bu kez bir kaçışın değil bu dönüşümün hikayesini dinlemek istedik.

Evren Oğuzbalaban da ailenin 400 yıllık tarihi ile bir olan çiftlik evlerinin hikayesini anlattı.

Balabanağa Çiftliği 16. yy sonlarında kuruldu. Çiftliğin, en eski yapısı 1636’da yapılan Balabanağa Konağıdır ve yapıldığı günden bugüne Oğuzbalaban ailesine aittir.

Biz Balabanağa Çiftliği’ni, tarım çiftliği olarak kullanmaktayız ve çiftlikte ziyaretçiler ağırlamaktayız. Balabanağa Çiftliği’ni gelecek nesillere aktarılacak bir Dünya kültür mirası olarak görmekte ve bu amaçla korumaktayız. İhtiyacımız olan sebze ve meyveleri çiftlikte yetiştirerek karşılamaktayız. Et ve yumurta için tavuk, hindi, kaz ve ördek yetiştiriyoruz. Süt ve süt ürünleri için manda ve ineklerimizin sütlerinden yararlanmaktayız.

Burada ilk bahar yeşillik ve yağmurlu olur. Sebze ekim ve dikim işi yapılır. Kastamonu’nun iç kesimlerinde karasal iklim hakim olduğu için bazen soğuk olur ve meyve ağaçları yörede “don vurması” denilen olayından etkilenirse az ürün verir, etkilenmezse ağaçlar bol meyve verirler. Ağaçlarda elma, armut, erik, ayva, dut, kiraz, kızıl erik gibi çeşitli meyveler yetişir. Yabani meyve ağaçlarında ahlat, kuşburnu, alıç gibi meyveler yetişir.

balaban_hayalimbiciftlik5

Sebzeleri baharda eker yazın yeriz. Yazın sıcak ve kurak olur. Kuraklıktan etkilenen şeker pancarı ve sebzeler hasat zamanına kadar sürekli sulanır. Arpa, buğday, siyez buğdayı gibi hububat ürünlerin hasatını yazın yaparız. Hasat zamanı tarlalardan balya samanlar toplanıp kışın hayvanlara yedirmek için depolanır.

Çiftliğimizi ziyaret eden birçok konuğun taze yetişen sebze ve meyvelerden yararlanmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Sabahları kahvaltı, öğlen ve akşamları yöresel yemek hizmeti vermeye çalışıyoruz. 

2011 senesinde Balabanağa Konağı’nın restorasyonunu gerçekleştirdik. Bu restorasyon, tarihi yapının sert iklim şartlarının getirdiği dış etkenlerden korunmasını sağladı. 

Sonbahar hasat mevsimi. Bütün ürünler toplanıp kuru ortama alınarak kış için muhafaza edilir. Eylül, Ekim aylarında sıcaklık, soğukluk ve yağış farkları gibi dengesi, tahmini zor hava olayları yaşanır. Bu durum hasat işini ertelettirir ve zorlaştırır. Kasım aylarında yapraklar dökülür, soğuklar başlar. Odun toplanarak kış hazırlığı yapılır. Kasımda soğuklar başladığı için sobalarda odunlar yakılmaya başlar.

Kışın sert geçer. Genellikle kar yağışı vardır. Buzlanmalar görülür, eve gelen sular borularda donar. Pürmüz ve mangal kullanılarak buzları çözmeye çalışırız. Büyükbaş hayvanlar ahırda, kanatlı hayvanlar kümeste yemlenerek bahara dek bakılır. Isınma ihtiyacı odun sobalarıyla sağlanır. Çam, söğüt, kavak meşe gibi odunlar yakmak için kullanılır. Misafirler bu aylarda büyük soba arkasında geniş sofada ağırlanır. 

Baharın gelişiyle beraber misafirlerimizi yaz boyu bahçede ve kamelyada ağırlamayı sürdürüyoruz. Balabanağa Çiftliği’nde dört mevsimi yaşayan misafirlerimiz, çiftliği tekrar tekrar ziyaretlerini sürdürürler.

balaban_hayalimbiciftlik8

Bir TATUTA çiftliği olan Balabanağa çiftliğinde ziyaretçi olarak konaklama imkanının yanında, gönüllü olarak çalışma olanağı da mevcut.

İletişim için tıklayın.

Share on Facebook333Share on Google+0Tweet about this on Twitter0Share on LinkedIn0Email this to someone

Bir Soru Sorun

yorum

Çiftlikler, İnsanlar, Maceralar