Hayalim Bi' Çiftlik

Organik, Ne Kadar Organik ?

Tüketicilerin ne tükettiğini bilmesi gerekiyor.

Güvenilir gıdaya ulaşmak yaşadığımız çağın en zor işlerinden biri… Üstelik tüketim sektörü, farkında olan, güvenilir gıda arayışındaki insanları bile istismar etmek üzerine bu yeni düzene adapte olmayı başarıyor.

Bizim de sıkça sorduğumuz soru şu: Piyasada satılan organik ibareli ürünler ne kadar organik ?

Sözcü Gazetesi de Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar’a bu başlıkta sorular yöneltti. İşte o röportajdan satır başları:

  • Bir kere organik denen sistem de üreticinin tanımladığı bir sistem ve doğala daha yakın olma güvencesi veriyor. Bu üretim biçiminde her ilaç kullanılamaz, kullanım biçimi de belli şartlara bağlıdır. Ancak iş, eninde sonunda üreticinin iyi niyetine gelip dayanır. Zira üretici kuralları esnetirse anlamamız çok kolay değildir. Yüksek gelir düzeyine hitap eden marketler bu riski en aza indirmek için anlaşmalı tarım yapar ama sayıları çok azdır ve sadece birkaç lüks semtte bulunurlar. Diğerlerinin, hatta “Biz suyunu bile denetliyoruz” diye televizyon reklamları verenlerin bile sicilleri çok kötüdür; malın ucuzunu bulurlarsa organik olup olmamasına pek aldırmazlar.

 

  • İnsanlar sebebi anlaşılmaz bir şekilde hastalanıyor. İnsanların tıbba olan güveni tamamen sarsılmış durumda.  Ama son zamanlardaki bilinçlenme, yediklerimizin-içtiklerimizin olması gerekenden farklılaştığını ortaya koyduğundan insanların çoğu beslenmesini doğal besinlere kaydırdı… Marketler de bu talebi ‘organik’ tanımıyla karşılamaya çalışıyor. Talep çok olduğundan, organik ürünlerin fiyatları da olması gerekenin çok üzerine çıkabiliyor…

 

  • Vatandaş öncelikle şunu bilmeli ki, organik gıda pahalı değil. Üreticinin de karnını doyuracak kaliteli iş yaptığınızda ürünün maliyeti budur ama karşılığında siz de kaliteli ürün yersiniz, beslenirsiniz ve sağlığınızı da kaybetmezsiniz. Bunun bir de et ve süt üretimi boyutu var. Bir inek ne kadar geliştirilmiş soydan olursa olsun, günlük verebileceği süt 10-12 litreyi geçemez. Zira sütün yapımı için gereken maddeler hayvanın işkembesindeki bakteriler tarafından meydana getirilir ve bunun da bir zaman maliyeti vardır. Bunu bir de yoğurt örneğiyle açıklamaya çalışalım. Diyelim ki sütü mayaladınız; bunun yoğurda dönüşmesi en az dört saat sürer. Bu süreci yarım saate indiremezsiniz. İşte süt miktarını arttıran yem alaşımları da bu kısıtlılığı sentetik maddelerle aşmayı sağlar. Bakterilerin doğal olarak sentezlemeleri gereken maddeler başka kaynaktan yarı sentetik olarak elde edilerek yeme karıştırılır ve süt miktarı bir anda 40 litreye çıkar. Böylece fiyat ucuzlar, lakin bunun da artık sütle bir alakası kalmamıştır. O nedenle “Organik ürünler neden pahalı?” diye homurdanan kesim, aslında o ürünün ucuz olmasının saçma olduğunu bilmelidir, zira yarı kimyasal bir bileşim tüketmektedirler.
  • Sütün organik olup olmadığının saptanması o kadar da kolay değildir; o nedenle pratik olarak “Açık süt alın ve bir taşım kaynatıp yoğurdu bundan tutturun” diyoruz. Bunu bulamayanlar ise günlük pastörize süt almalıdır. Zira endüstri nedense “Sütün kokusunu alıyoruz” diyerek işleme başlıyor, sonunda da “Hijyen yapıyoruz” diye sütü öldürüp kutuya tıkıyor. Dolayısıyla piyasada organik süt ya da yoğurt diye satılan ürünlerin bir değeri kalmıyor. Bunların kaynakları organiktir ama ambalajlama öncesinde yapılan yüksek sıcaklık ve basınç işlemi organik özelliği tamamen ortadan kaldırır. Tüketici, ambalajlanmış ve uzun raf ömrüne sahip ürünleri organik diye fazlasını ödeyip satın alıyorsa yanıltıldığını bilmelidir. Kaynak organiktir ama işlemle bozulmuştur. Öte yandan tavuğun organik olup olmadığını pişme süresiyle test edebilirsiniz. Organik tavuk iki saatten önce pişmez; özellikle jöleli suyu şifa kaynağıdır.

Röportajın devamı için buraya tıklayın.

Bir Soru Sorun

yorum