Hayalim Bi' Çiftlik

#20EylülİklimGrevi

İklim değişikliği değil iklim krizi

20 Eylül 2019… Yüz binler dünya çapında, Dünya için sokağa çıktı.

Yokoluş İsyanı adı altında bir araya gelen kitleler dünya başkentlerinde seslerini yükseltti.

Çünkü, birkaç yıl öncesine kadar iklim değişikliği olarak adlandırılan olgu, artık iklim krizi olarak tanımlanıyor.

Onlarca yıldır bilim insanlarının bir takım grafikler önünde açıklamak zorunda kaldığı bir durumun, ötesine geçilmiş durumda.

Bu artık görünür, hissedilir bir kriz.

Buzullar eriyor, türler yok oluyor, adalar deniz altında kalıyor.

Bu krizi, Pasifik’teki Marshall Adası’nda yaşayanlar on yıllardır hayatlarını birebir etkileyen bir olgu olarak yaşıyordu.

İklim grevi – Kadıköy Fotoğraf: Esra Yalçınalp

Peki Türkiye’de?

İklim krizinin etkilerini Pasifik ada halkları kadar hissetmiyor olabiliriz ama hiçbir şey değişmedi mi sanıyoruz?

New York Times gazetesinin iklim krizinin anlaşılabilir olması için hazırladığı interaktif harita durumun İstanbul için bile nasıl değiştiğini gösteriyor.

1980’de İstanbul’da doğmuş bir kişi bu haritaya göre, senede bir kere 32 derecelik sıcaklık görülen bir İstanbul’da gözlerini açmıştı.

Bugün ise İstanbul senede ortalama 4 kere 32 derecenin üzerinde sıcaklık görüyor.

2100 yılına kadar ise “yıllık çok sıcak gün” sayısının 6 ila 27 arasında değişebileceği hesaplanıyor.

Bir başka benzer çalışmaya göre İzmir’de 2050 yılında sıcaklık ortalaması bugünün Adana’sına benzeyecek. Ankara’nın ikliminin ise Temmuz değerlerinin 36 derecede seyrettiği Taşkent’e benzeyeceği hesaplanıyor.

30 yıl içinde Bursa’nın havası Adana’ya, Gaziantep’inki Erbil’e, Adana’nınki ise Lefkoşa’ya benzeyecek.

Örneğin Londra’nın ise bugünkü Barcelona kadar sıcak olabileceği hesaplanıyor.

Bugün Londra’da, İstanbul’da ve daha birçok kentte sokağa çıkanların, devletlerden talepleri net:

  • Karbon emisyonunun azaltılması. Yani en basit anlatımla ama araba egzozlarından, ama fabrika bacalarından direkt ya da endirekt şekilde atmosfere gaz yayılmasını engellemek.

Ama burada görev sadece devletlere düşmüyor.

Beslenme alışkanlıklarının da değişmesi gerekiyor. İnsanların et ve süt ürünlerini azaltması gerekiyor.

Hayvancılığın karbon salınımına nasıl etki yaptığı üzerine bu sayfalarda çok sayıda haber paylaştık.

Yani aslında farkında olmak, farkına varmak gerekiyor.

İklim grevini başlatan bugün dünya çapında yüz binlerce kişiyi sokağa çıkartan protestoların fitilini ateşleyen kişi Greta Thunberg gibi fark yaratmasak bile farkında olmak gerekiyor.

Bir Soru Sorun

yorum